Demin sevgili kaptan Akliman'dan aradı..Yine GPS sisteminin azizliği internete giremiyor...Şu anda Sinop'a 12 mil mesafede Akliman'da yolculuğunun son gününde,artık baştan mı kıçtan mı bilemem demirlemiş vaziyette...Yarın Sinop'ta olacak..Güncenin devamını artık yarın ondan dinlersiniz..Elçiye zeval olmazmış...
Bu arada sevgili kaptan,gerçekten büyük bir iş yaptın..Yelkensiz,yedek motorsuz 6.5 metrelik bir tekneyle neredeyse kıyılarımızın 1/3 ünü geçtin...Helal olsun sana ve ekibine...Yanaklarından öptüm...
"Gün olur, alır başımı giderim,. Denizden yeni çıkmış ağların kokusunda. Şu ada senin, bu ada benim,. Yelkovan kuşlarının peşi sıra. ..."
3 Temmuz 2009 Cuma
2 Temmuz 2009 Perşembe
Davul zurna ile Sinop sınırlarına girdik
Türkeli Sinop'un en batıdaki sahil ilçesi. Türkeli'den sonra Ayancık ilçesi ve Merkez ilçeden sonra Gerze ile Sinop sahilleri tamamlanıyor.
Ayancık ve Türkeli biraz daha farklı olarak Almanyaya çok sayıda göç vermiş ve o sayede biraz daha kalkınabilmiş ilçeler.
Türkelinin köyleri ile birlikte nüfusu 40-50 bin civarında. Belediye nüfusu ise kışın 7 bin yazın 20 bin oluyor. Almanya, Avusturya, Hollanda ve Fransada yaşayan Türkeli'lilerin toplamı ise en az 50 bin.
Türkeli Barınağına bağlanıp ilçe merkezine alışverişe giderken nefis belediye plajının, üstü karadut fidanları ile yüklü 57 plakalı bir pikapın fotograflarını çektim.
İlçe Merkezine gittiğimde ise ilçe meydanında hemşehrilerimizin toplanmış bizim şerefimize Davul Zurnalı bir karşılama töreni hazırlamış olduklarını gördüm. Nasıl haber almışlar anlamadım ama hoşuma gitti doğrusu.
Bugün yazdığım tüm raporları Limanın hemen arkasında ve yukarıdan muhteşem bir plaj ve liman görüntüsüne sahip olan Tahsin Kaptanın
Hem Tahsin Kaptan hem de biribirinden güzel çocukları Şevval, Elif , Hüseyin ve Tuba gün boyu bizi misafir edip her türlü nazımızı çektiler.
.
Abanayı geçince burnumuza Sinop kokmaya başladı
İnebolu limanından çıkış sonrası oldukca sık Balıkcı barınağı var. Türkeline kadar sırası ile Evrenye, İlişini geçtikten sonra Abana barınağına girdik.
Abana barınağında ilk kez Çanakkale marinada karşılaşıp sonra da Geliboluda ahbap olduğumuz Alman çiftin Teknelerini gördük. Karşılıklı el sallaştıktan sonra biraz sohbet edince biz İstanbulda 3 hafta geçirirken onların Samsun kadar gidip Sinop'a da uğrayarak dönüşe geçtiklerini öğrendik. Limandan birlikte çıktık onlar batıya yöneldi biz doğuya. Tekrar el sallaştık karşılıklı düdük öttürdük ve sepeti koluna herkes yoluna oldu.
Sepet demişken; uzun zamandır Ege , Marmara ve Karadeniz de dolaştık ama sepet gibi dolaşmadık. Ayvalık'a gittik sepet aldık. İnebolu'ya geldik yine sepet aldık. Son aldığımız İnebolu sepetinin fotografı, Sinop istikametinden gelmekte olan diğer bir yelkenli tekne ile beraber görülüyor.
Abanadan ayrılıp 3-4 mil gittikten sonra kafamızda çalan hayali marşlar eşliğinde hayali bir çizgiden geçerek Sinop karasularına girdik.
Kütüphane kayalıklarının yosun kokusu, bahçemizin çiçek kokusu, köyümüzün tezek kokusu, Tersanenin balık kokusu
İnebolu-Türkeli rotası

Sabah hava raporunu kontrol ettikten sonra öğlene kadar havanın limanlık olduğunu görüp saat 6 da marş basarak limandan çıktık.
Dün öğleden sonra sertce esen poyrazın ölü denizlerini iskele baş omuzluktan alıp fazla rahatsız olmadan sallanarak ortalama 90 dereceye yani tam Doğuya doğru ilerlemeye başladık.
Burundan buruna bir rota izleyerek 6 mil sonra Evrenye 3.5 mil sonra ise İlişi barınaklarını sancak kemerede görüp 2.5 mil sonra Abana barınağına girdik..

Bir saat kadar Abana barınağında oyalanıp dinlendikden sonra tekrar yola çıkarak ve yine 90 dereceye dümen tutarak 7 mil sonra Çatalzeytin barınağını biraz açıktan geçtik.
Çatalzeytinden sonra 10 derece daha güney doğuya dönerek 8.5 mil uzaklıktaki Türkeli barınağının girişindeki fenerin üstüne düştük. Yine çok çok ferah ve güzel olan barınağın doğudaki usturmaçaları muntazam olarak döşenmiş rıhtımında rahatlıkla boş bir yer bulup bordalayarak bağlandık.
Bugün toplam 27.5 mil yol yaparak Kastamonu sularından Sinop sularına giriş yaptık. Ayancık İstefan burnuna 9 mil, İstefandan direk rota tutarsak Aklimana 30 mil, Aklimandan Sinop limana ise 12 mil , yani toplam 41 mil yolumuz kaldı. Hava durumuna göre belki bir günde geçeriz belki iki.
Güzelim İnebolu kayıkları
1 Temmuz Çarşamba
İnebolu Kurtuluş savaşı tarihinde önemli bir yer tutuyor. Karadeniz Ereğlisinden yapılan mühimmat ve silah nakliyesinin çok daha fazlası İnebolu limanından yapılmış. Çılgın Türkleri okuyanlar hatırlayacaklardır.
Düşman gemilerinin sıkı takibi altında Karadenize çıkartılan malzeme zaman zaman ateş altında İnebolu sahiline çıkartılmış. Bu operasyonlar için tüm İnebolu kayık ve mavnacıları gemilerdeki malzemeyi kayıklarına yükleyip karaya çıkartmayı başarmış, ondan sonra da bildiğimiz kağnılar devreye girip hepsini Ankaraya hatta cepheye yetiştirmiş savaşın kazanılmasında çok önemli rol oynamışlar..
İşte bu yüzden 16 Mayıs 1924 tarihinde savaştan çıkmış TBMM ve Gazi Mustafa Kemal imzası ile İnebolu Kayıkcılar ve Mavnacılar loncasının Beyaz şeritli İstiklal madalyası ile ödüllendirilmesi kararını çıkartmış. Madalya Türk ocağında görünce duygulanmamak elde değil.
Türk Ocağının önünde günümüze kadar korunabilmeyi başarmış bu gazi kayıklardan iki tanesi duruyor. Gerçekten iyi bakılmış ve korunmuşlar. Bildiğimiz yöntemlerden farklı bir üretimi olan bu kayıkların en büyüğü 8.8 m boyunda 1.9 eninde 0.9 m yüksekliğinde olurmuş ve İnebolu kayığı, denk kayığı, pazar kayığı veya İnebolu kütüğü olarak adlandırılırlarmış.
Kayıkların korunmasında ve Türk ocağı gibi harika bir müzeyi kurup ayakta tutmakta başarılı olan yönetimler olağan üstü güzellikteki İnebolu evlerini korumak konusunda çok başarılı olamamış malesef. Ev sahiplerinden ekonomik gücü olanlar
Son fotografta ise İnebolu sahilinden geçen yol üstünde bir tabela var. İzmirden buraya kadar üstünde bu kadar güzel bir isim yer alan başka bir tabela görmemiştik. Eve giderek yaklaşıyoruz.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
