Hava hala esiyor . Bu seferki Poyraz hem şiddetli hem inatcı çıktı
Ayşe bugün teknenin tentesinin kopçasını takarken telefonunu denize düşürdü. Tutmasam atacaktı kendini suya. Derinlik en az 2-3 m dir ve çıkartsak bile tamir edilme olasılığı yok gibi. O yüzden aldık köpekleri yürüdük ayvalık çarşısına.
Çarşıda aldık ayşeye yeni bir telefoncuk ve de simkart. Hattını da açtırdık. Bir tek rehberdeki telefon numaraları gitmiş oldu. Sonra bulduk bir esnaf lokandası yedik enginarları, baklaları mis gibi zeytinyağlı.
Sonra ver elini Cunda. Gezdik sokakları kahveleri , dükkanları.
Aldık zeytin yağı, ot sebze ve meyveleri hemde küçük zeytin sepetini . Yedik sakızlı dondurmaları. İçtik kahveleri, adaçaylarını.
Çektik bolca fotografları. Koyduk bazılarını buraya beğendiklerimizin.
Turistcilik oynadık. İnsanlarla konuştuk, tanıştık. Sorduk kapınıza astığınız bu kurumuş çiçek demetleri nedir diye. Dediler adettir biz hepimiz asarız hıdrellezde.
Çok sevdik biz Cundayı hem de ayvalığı. Eski Rum evlerini. Taş mağazaları. İçinde herşey satılan kırkambar türü dükkanları. Arnavut kaldırımlı sokakları. Pencereleri , söveleri, kapıları. Kapı tokmaklarını ve duvarlardan sarkan hanımellerini, begonvilleri.
Zaten bu gidişle buraya yerleşeceğiz galiba poyraz zoru ile.
Bir küçük taş ev mi aramak lazım ne ...
