Yazı büyüklüğünü değiştirmek için  + + + + +

1 Haziran 2009 Pazartesi

Silivride çay ve ihtiyaç molası

Bu sabah rüzgar vardı Ereğlide . Bu yüzden saat 11:30 da yola çıktık. Denizde dünkü havanın kalıntı dalgaları ile 2 saat 15 dakikada Silivri barınağındaki bir şamandraya bağlandık. İnternete girip hava durumunu kontrol ettik. Ayşe kahve yapmadı. Bizde biraz sonra Selimpaşa ve Güzelce istikametine yola çıkıyoruz. (Not bu yazdığımı görünce kalktı kahve yapmaya durdu. Yaşasın önce kahve sonra yol.) Tafsilatlı haber ve görseller akşama nette. Bizden ayrılmayın.

31 Mayıs 2009 Pazar

Marmara Ereğlisi yolunda birhayli deniz yedik


Bu gün tüm yolculuğumuzun en zor günü oldu. Sabahki su devir daimi arızası nedeni ile 4 saat kadar gecikince sabah sakinliğini kaçırdık ve saat 14 de beklediğimiz hava saat 11 de patlayınca da tam 3 saat ciddi dalgalara baş vurarak geldik Marmara Ereğlisine. Ciddi bir tehlike yaşamadık ama hiç de keyifli bir yolculuk olmadı.

Hele de zaman zaman baş öne düşüp pervane suyun dışına çıkıp motorun sesinin değişmesi hiç sevimli değildi.

Barometre 1032 oldu ve rüzgar gündoğusundan 5 kuvvetinde esti ve sanki sürekli üstüne koydu.



Özellikle Ereğli limanına girmemize 15-20 dakika kala iyice azdı ve limana girene kadar iyice dayak yedik.

Ama geldik ve salimen limana bağlandık.
Çok uykum geldi bu yazı tam değil daha yazacaklarım var yarın devam ederim. Yarın hava güzel olacak niyet Silivri, Selimpaşa ve Güzelce istikametinde yorulana kadar devam etmek.
Posted by Picasa

Motor su vermedi biraz bunaldık


Her zamanki gibi bu sabah da 6 da marşı basıp Marmara Ereğlisi hedefli Marinadan çıkıyordumki motorun daha doğrusu egsozun sesi kulağıma kuru kuru geldi kara motoru gibi. Gittim eğildim egsoz çıkışına baktım hakikaten kuru yani egsozdan gelmesi gereken soğutma suyu gelmiyor. Eyvah.

Biraz yol verdim bir tıkanıklık varsa açılsın diye açılmadı aksine duman saldı. Bunun üzerine marinaya tekrar geri giriyordum ki hararet ışığı yandı ve alarm düdüğü çaldı. Çaresiz stop ettim. Ayşe hemen oradaki bir ağ şamandrasını tekneye aldı demir atmışız hesabı.

Çaresiz soyunup teknenin altındaki su giriş ızgarasını kontrol etmek üzere atladım denize sabahın 7 sinde. Daldım baktım ızgara tertemiz. Naylon torba yosun vb. tıkamamış. Sonra çıktım yukarı kurulandım giyindim. Deniz suyunun girişindeki küresel vanayı kontrol etmek için farş tahtasını söktüm. Vanayı kapatıp üstündeki hortumu söküp vanayı açtım şakır şakır su geliyor. Orada da bir sorun yok. Sırada Jabsco vardı denizden suyu emen lastik dişli pompa (resimde motorun önünde altta ve solda gözüken sarı renkli ). Onun ön kapağını söktüm lastik dişlisini kontrol ettim. Yepyeni bir sorun yok. Daha sonra suyu denizden pompaya direk bağlasam belki kısa mesafeden suyu daha rahat çeker (arada 4 m hortum ve bir mekanik filtre var) diye düşündüm.

Nasıl yaparım diye hortum bağlantılarını kontrol ederken arkadaki filtreden gelen hortumun jabscoya girişi bana bir tuhaf ve çok siyah gözüktü . Yakından biraz detaylı inceleyince, telli hortumun buraya geçirilmek için ısıtıldığını neredeyse yakıldığını ve kelepçenin hemen arkasında bir zedelenme olduğunu gördüm. Hortumu hafifce eğince gördüğüm zedelenmenin hortumda 4-5 mm bir yarık olduğunu anladım. Anlaşılan zavallı pompa denizden su çekeceğim diye ne kadar çalışsa da buradaki yırtıktan hava geliyordu. Sorunu bulmuş rahatlamış sorunlu 3-4 cm.i kesip aynı hortumu ısıtmadan yakmadan rahatca jabsconun su girişine takmış kelepçesini güzelce sıkmıştım.



Motoru çalıştırdım egsoz şarıl şarıl su vermeye başladı. Hortumu ateşle ısıtır hele de bu örnekteki gibi yakarsanız malzeme özelliğini ve esnekliğini yitirir , gevrer ve eninde sonunda titreşimle yarılır. Bu iş çok canımı sıktı. Ben sakin bir limanda marinaya 500 m mesafede olmayabilirdim. Ya bugün Marmara Ereğlisine giderken yarı yolda, ciddi dalgalı açık denizde olsaydı bu iş, hararet ışığı yansaydı ve alarmı çalsaydı ne yapardım. Aynı şekilde sakin ve sistematik düşünüp bulabilirmiydim arızayı? Hiç sanmıyorum. Kestiğim hortum parçasını sakladım. İsteyenlere gösterebilirim.




Posted by Picasa

Kumbağdan - Tekirdağ marinaya geçiş


Tekirdağ limanına yaklaşırken Optimistler karşıladı bizi. 9-10 tanesi limana yayılmış güzel rüzgarın tadını çıkarıyorlardı.

1970 yılına gidiverdim birden. Bizde Hızır Tarakcı'nın gözetiminde Sinop limanında bir pupa nizamı, bir pruva nizamı, çoğunlukla karayel arada gündoğusu ile bir adaya bir iskele başına süzülür gider gelirdik büyük heyecanlarla.


Makarası olmayan kendir ipi iskotalarla kontrol ettiğimiz bez yelkenlerimizi ve su kontraplağından yapılma sert köpük sepiyeli teknelerimizi ne kadar beğenir ne güzel temizler bakardık onlara seve okşaya. Hızır reis ile birlikte rahmetli Orhan Koyuncuoğlunu da anmamak olmaz. Ömrü vefa ettiği sürece yelken sporuna gönül verdi, bizim ve bizden sonraki yelkencilerin yanında oldu hep.


Tekirdağ marinasının alt yapısı tamamlanmış. Ancak 3-4 senedir hiç bir üst yapı yatırımı yapılmadan duruyormuş. Anladığım kadarı ile yüklenici firma ile mahkemelik olunmuş. Doğrusu yazık. Mendirekler ve rıhtımlar bitmiş üstelik çok da güzel ve korunaklı olmuş.

Diğer yatırımlar da yapılıp sosyal binalar, bakım ve çekek yerleri ve, pontonlar tamamlanınca İstanbuldaki marinaların fiyatlarının fahişliğinden şikayet eden pek çok tekne sahibi , teknesini buraya taşıyacaktır.


Yanda Tekirdağ marinada Rast fotografına bakınca teknenin giderek daha fazla göçerlerin arabalarına benzediğini düşünüyorum . Bir süre sonra teknenin üstünde plastik leğenler turşu bidonları falan bağlarsak şaşırmayacağım.


Tekirdağda kaldığımız süre içinde 2 bidon mazot takviyesi yaptık. Bozulan mutfak musluğu ile cebelleştik ve nerede ise hava kararır kararmaz yattık uyuduk.


Posted by Picasa

Kumbağ-Tekirdağ-M.Ereğlisi rotası


Dün Kumbağ da öğle yemeğimizi teknede yedikten sonra saat 14:30 da palamar çözüp barınaktan çıktık. 7.5 mil olan Tekirdağ yolunu rüzgarsız ancak sancaktan biraz kaba dalga alarak 1 saat 15 dakikada tamamlayıp Tekirdağın güzel koruma sağlayan ancak henüz tamamlanmamış marinasına kıçtan demir baştankara bağlandık ve geceyi orada geçirdik.


Bu sabah Tekirdağdan ayrıldığımızda ise beklenmedik bir arıza nedeni ile gecikerek ayrıldığımızda ise saat 10:15 olmuştu.
Çıktıktan bir saat sonra barometre biraz fazla yükseldi ve peşinden sert bir gündoğusu başladı. 22 mil olarak ölçtüğüm mesafeyi aşmamız için daha 3 saat yolumuz vardı. Geri dönüp dönmemek için biraz tereddüt ettikten sonra bu hava bu kadar eser üstüne daha fazla koymaz nasılsa diyerek devam etmeye karar verdik.

Oysa 1 saat sonra hava daha da sert esiyordu ve biraz dinlenip kendimizi toplayıp tekrar internete hava durumuna bakmak için yolun tam yarısında olan devasa bir kum iskelesinin kuzey batı köşesine yaklaşıp demirledik.



Rüzgardan olmasa da iri dalgalardan bizi koruyan bu noktada 1 saat kadar dinlenip yemeğimizi yedikten ve interneti kontrol edip havanın daha da sertleşmeyeceğinden emin olduktan sonra tekrar yola çıktık. 2 saat daha dalgalara baş vurarak yol alıp 15:15 de Marmara Ereğlisi barınağına girebildik ve yer bulmakta biraz zorlanarak bakım için rıhtıma bağlı eski ve boş bir balıkcı teknesine bordalayıp bağmak durumunda kaldık.



Posted by Picasa